
Petrohan Dağ Evi Sırrı: Günlerce Aç Kalan Cesetlerin Otopsi Sonuçları Şok Etti
Haber Özeti
Bulgaristan'daki Petrohan Dağ Evi'nde ölü bulunan üç erkeğin otopsi sonuçlarına göre günlerce aç kaldığı ortaya çıktı; bu durum kendini arındırma amaçlı bir oruç girişimi olabileceği şüphelerini artırdı. Uzmanlar, olayı kült benzeri bir grubun yol açtığı gönüllü ölüm veya karmaşık bir cinayet-intihar senaryosu olarak değerlendirirken, kamuoyunda kurumlara yönelik derin bir güvensizlik hakim. Soruşturmada dış müdahale kanıtı bulunamasa da, hala birçok cevaplanmamış soru ve komplo teorisi dolaşıyor.
Bulgaristan'daki Petrohan dağ evinde ölü bulunan üç erkeğin, otopsi sonuçlarına göre, ölümden önce günlerce yemek yemeyip sadece su veya çay tükettikleri ortaya çıktı. Ivaylo Ivanov, Plamen Stattev ve Decho Vassilev'in midelerinin tamamen boş olduğu belirlendi. Bilgiyi bTV'de doğrulayan avukat Lyudmil Rangelov, bulguların kasten yapılmış bir oruç sürecine, muhtemelen bir tür kendini arındırma girişimine işaret ettiğini belirtti. Rangelov, soruşturmaya yakın güvenilir bir kaynaktan alıntı yaptığını ancak bu aşamada daha fazla ayrıntı veremeyeceğini ekledi. Ayrıca, müfettişlerin şu ana kadar başka kişilerin olaya karıştığına dair herhangi bir kanıt bulamadığını söyledi.
1 Şubat'ta saat 13:50 civarında, Petrohan dağ evini kullanan derneğe ait iki cipin olay yerine gittiği belirlendi. İçişleri Bakanlığı, Ivaylo Ivanov'un arkadaşı Milena Malinova'nın daha önceki açıklamalarına atıfta bulunarak, araçların yapılan incelemelerde tespit edildiğini bildirdi. Malinova, 9 Şubat'ta yaptığı açıklamada, iki cipin hızla geçtiğini, kısa süre sonra iki tane daha gördüğünü ancak o sırada yeterince dikkat etmediğini itiraf etti. İçişleri Bakanlığı, aynı yolu başka araçların da kullanmış olabileceğini, ancak hiçbirinin dağ evine yöneldiğinin teyit edilmediğini kaydetti.
Petrohan vakası ve Okolchitsa zirvesi yakınlarındaki olay hakkında yorum yapan sosyolog Parvan Simeonov, yetkililerin olayların nesnel bir versiyonunu sunduğunu ve toplumun resmi verilere güvenmesi gerektiğini belirtti. Ona göre, tüm mevcut göstergeler, faaliyetleri bir tür gönüllü ölümle sonuçlanan kült benzeri ezoterik bir gruba işaret ediyor. Ancak Simeonov, genç kurbanların ölümlerinin tamamen gönüllü olup olmadığını kesin olarak belirlemenin mümkün olmadığını vurgulayarak, bu belirsizliğin geniş kamuoyu için oldukça rahatsız edici olduğunu dile getirdi.
Simeonov, yetkililer tarafından bilgilerin kademeli olarak açıklanmasının kaçınılmaz olduğunu savundu ve siyasi figürlerin olayları muhalefetle ilişkilendirme çabalarına karşı uyararak, bunu zayıf bir siyasi yargı işareti olarak nitelendirdi. Gelişen ayrıntıların kurgusal bir komploya benzediğini ve komplo teorilerinin eğitimli insanlar arasında bile yayılmasının endişe verici olduğunu ve temel rasyonel düşünmeyi zayıflattığını ekledi. Ayrıca, kurbanların kişisel bilgilerinin geniş çapta sızdırılmasını eleştirerek, bunun önlenmesi gereken bir sömürü biçimi olduğunu belirtti. Ona göre, altı ölümü içeren vakaların kaçınılmaz olarak bir suçlu arayışını tetiklediği için yetkililerin vardıkları sonuçlar hakkında halkı tam olarak ikna etmesi pek olası değil. Alternatif açıklamaların tamamen dışlanamayacağını kabul etmekle birlikte, resmi versiyonun şu anda en akla yatkın göründüğünü söyledi. Kurbanların inançlarına gelince, Simeonov, bunların belirli bir dine dayanmadığını, daha ziyade narsistik unsurlarla işaretlenmiş patolojik bir karışımı yansıttığını ifade etti.
Siyaset bilimci Stoycho Stoychev de, kurumlara duyulan genel güven eksikliği göz önüne alındığında, yorum çatışmasının beklenebileceğini söyledi. Savcılığın polisten önce bilgi vermesinin, çeşitli açıklamaları olabilecek özel bir işlem biçimine işaret ettiğini kaydetti. Birçok insanın tecrit içinde yaşadığını ve faaliyetlerinin büyük ölçüde bilinmediğini belirten Stoychev, toplumun bu tür vakalara histerik bir şekilde tepki verme eğiliminde olduğunu savundu. Ona göre, bu tepki daha geniş sosyal gerilim ve güvensizliğin bir belirtisidir. Ayrıca, grubun paramiliter bir örgüt olarak tanımlanabileceği fikrini reddetti.









