
Son Büyük Nükleer Silah Anlaşması Bitti: Dünya Yeni Bir Nükleer Risk Dönemine Giriyor
Haber Özeti
Son büyük nükleer silah kontrol anlaşması olan Yeni START'ın sona ermesiyle dünya, yeni bir nükleer silahlanma yarışının ve artan nükleer riskin eşiğine geldi. Anlaşmanın bitmesiyle ABD ve Rusya üzerindeki nükleer başlık limiti kalkarken, Moskova "kararlı" adımlar atabileceği sinyali verdi, Washington ise gönüllü sınırlama niyetinde değil. Birleşmiş Milletler ve uluslararası liderler, bu durumu uluslararası barış ve güvenliğe yönelik ciddi bir tehdit olarak nitelendirerek acil müzakerelerin başlaması çağrısı yapıyor.
Son büyük nükleer silah kontrol anlaşması olan Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması (Yeni START), Perşembe gece yarısı (GMT) itibarıyla ABD ve Rusya arasındaki son büyük nükleer silah kontrol paktı olarak resmen sona erdi ve dünyayı yeni bir nükleer silahlanma yarışı riskine daha da yaklaştırdı. Bu antlaşma, öncekileriyle birlikte, on yıllardır dünyanın en büyük iki gücünün nükleer cephaneliklerine sınırlar koymuştu.
Yeni START'ın sona ermesiyle birlikte, ne Amerika Birleşik Devletleri ne de Rusya konuşlandırılan stratejik nükleer başlıklar üzerinde sayısal sınırlamalara tabi değil. Rusya Dışişleri Bakanlığı'na göre Moskova, sorumlu davranma sözü verirken, ulusal güvenliğine yönelik tehditler algılaması halinde 'kararlı' önlemler alacağı uyarısında bulundu. Washington ise antlaşmanın sona ermesinden sonra gönüllü olarak sınırlamaları sürdüreceğine dair bir işaret vermedi.
2010 yılında imzalanan antlaşma, her iki tarafı da en fazla 1.550 konuşlandırılmış stratejik nükleer başlıkla sınırlandırıyordu. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçen yıl bir yıllık uzatma teklifinde bulunmuş, ABD Başkanı Donald Trump başlangıçta bunu 'iyi bir fikir' olarak tanımlasa da, takip eden hiçbir müzakere gerçekleşmemişti. Trump, gelecekteki herhangi bir silah kontrol anlaşmasının Çin'i de içermesi gerektiğini vurgulamış, Pekin'in hızla genişleyen cephaneliğini gerekçe göstermişti; Moskova bu pozisyonu gereksiz bulurken, Çin doğrudan reddediyor.
Rusya Devlet Başkanı Putin, yakın zamanda Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile yaptığı bir video görüşmesinde, stratejik istikrarı korumaya yönelik müzakerelere açık kalırken, Moskova'nın 'dengeli ve sorumlu' bir şekilde hareket etme niyetini vurguladı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump'ın antlaşmayla ilgili son kararı daha sonra vereceğini belirtirken, Çin'i dışlayan herhangi bir anlaşmanın yürütülemez olacağını yineledi. Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul da Pekin'i silah geliştirmede itidalli olmaya çağırırken, gelecekteki silah kontrol çerçevelerine Çin'in de dahil edilmesi gerektiğini vurguladı.
Antlaşmanın sona ermesi, uluslararası liderlerden endişeyle karşılandı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, bu anı 'uluslararası barış ve güvenliğe yönelik ciddi bir tehdit' olarak nitelendirdi ve nükleer silah kullanma riskinin artık 'son on yılların en yüksek seviyesinde' olduğu uyarısında bulunarak her iki gücü de acilen müzakerelere yeniden başlamaya çağırdı. Daha önce, Papa Leo XIV de bu uyarılara katılarak, ABD ve Rusya'yı, gerilimi önlemek için etkili ve somut önlemler alınmasını sağlamadan silah kontrol çerçevesini terk etmemeye çağırdı.









