
Epstein Dosyaları Skandalı: İstismar Mağdurlarının Kimlikleri Yanlışlıkla Ortaya Çıktı, Büyük Tepki!
Haber Özeti
ABD Adalet Bakanlığı'nın Jeffrey Epstein dosyalarını yayınlamasıyla, istismar mağdurlarının kimlikleri ve hassas bilgileri yanlışlıkla açığa çıktı. Bu skandal hata, mağdur avukatları tarafından ABD tarihindeki en büyük gizlilik ihlali olarak nitelendirilirken, birçok kadının tacize uğramasına ve mağduriyetlerinin yeniden yaşanmasına neden oldu. Kamuoyunda büyük tepki çeken olay sonrası, yetkililer sorumluların hesap vermesi ve dosyaların doğru şekilde yeniden düzenlenmesi çağrısında bulundu.
ABD Adalet Bakanlığı, geçtiğimiz Cuma günü üç milyon yeni Jeffrey Epstein belgesini yayınlamasının hemen ardından, mağdurlardan gelen hassas bilgilerin ifşa edildiği şikayetleri üzerine hızla hareket ederek binlerce dosyayı yayından kaldırdı. Epstein'ın kurbanlarını temsil eden avukatlar, yayımlanan kayıtların düzinelerce kadının adlarını ve diğer kimlik bilgilerini içerdiğini, bu kadınların Epstein'ı cinsel istismar, insan ticareti ve diğer suçlarla suçladığını belirtti.
Avukatlar Brittany Henderson ve Brad Edwards, iki federal yargıca gönderdikleri mektupta, bu yayını "belki de Amerika Birleşik Devletleri tarihinde bir günde yaşanan en korkunç mağdur gizliliği ihlali" olarak tanımladı. Avukatlar, bilinen mağdur isimlerinin yayınlanmadan önce sansürlenmesi yönündeki Adalet Bakanlığı talimatının açık ve anlaşılır olduğunu, tekrarlanan bu başarısızlıklar için makul bir gerekçe bulunmadığını savundu.
ABD Başsavcısı Pam Bondi ve ABD savcısı Jay Clayton'ın departmanın mağdur gizliliğini korumaya öncelik verdiğine dair güvencelerine rağmen, yayınlanan belgeler arasında çıplak genç kadınların görüntüleri (bazılarının reşit bile olmayabileceği belirtiliyor) ile adları ve doğum tarihleri gibi kişisel bilgiler yer aldı. Adalet Bakanlığı, 500'den fazla avukat ve inceleyicinin dosyaları manuel olarak incelediğini ve mağdurları tespit etmek için elektronik aramalar yapıldığını iddia etse de, bu koruyucu önlemler birçok vakada başarısız oldu. Kaldırılan belgeler arasında, 2007 tarihli Operation Leap Year'a ait bir FBI tutanağı da bulunuyordu; bu tutanakta, reşit olmayan bir mağdurun Epstein ile etkileşimleri, açık cinsel istismar ve hediyelerle birlikte, adı, soyadı baş harfi, doğum tarihi ve okulu gibi kimlik bilgileri detaylı bir şekilde yer alıyordu.
Diğer belgeler ise eski Başkan Donald Trump ve Bill Clinton gibi yüksek profilli isimleri içeren doğrulanmamış ve sansasyonel iddiaları barındırıyordu. Bakanlık, bazı iddiaların 2020 seçimlerinden önce FBI'a iletildiğini ancak doğrulanmadığını kabul etti.
Mağdurlar ve avukatları, kişisel bilgilerinin kaldırılması için yargıçlara dilekçe verdi ve bu sızıntının gerçek dünyadaki sonuçlarını vurguladı. Örneğin, Jane Doe 5 adlı mağdur, daha önce hiçbir zaman ortaya çıkmadığını ancak belgelerin yayınlanmasından sonra tacize uğradığını belirtti. Dosyalar ayrıca, Manhattan'daki bir cezaevi gardiyanı ve Epstein'ın sosyal çevresiyle bağlantılı genç bir kadın da dahil olmak üzere, e-postaları sansürlenmemiş halde bırakılan ilgisiz kişileri de ifşa etti.
Adalet Bakanlığı sözcüsü, sayfaların yaklaşık %0,1'inin sansürlenmemiş mağdur bilgisi içerdiğini, yani 3.000'den fazla sayfanın yayından kaldırılması gerektiğini kabul etti. Bu materyallerin doğru şekilde sansürlenmesi ve yeniden yayınlanması için çalışmalar devam etse de, eleştirmenler hataları kabul edilemez olarak nitelendirdi. Kaliforniya Valisi Gavin Newsom, hataları "beceriksiz sansürlemeler" olarak adlandırdı ve departmanın neyi saklıyor olabileceğini sorguladı. Mağdurlar ise kimliklerinin açığa çıkmasını topluca kınayarak, Epstein'ın ortakları korunurken kendilerinin kamuoyu önünde incelenmemesi gerektiğini vurguladı.









