
Barış Konseyi Tartışması: Bulgaristan Trump'ın Girişiminden Kazanacak mı, Kaybedecek mi?
Haber Özeti
Bulgaristan'ın Donald Trump'ın başlattığı Sözde Barış Konseyi'ne katılımı, ülkede dış politika ve ulusal çıkarlar açısından potansiyel risk ve faydalar üzerine siyasi bir tartışma başlattı. Siyasi analistler, Konsey'in bağımsızlığı pekiştireceğini ve ABD ile doğrudan iletişim kuracağını iddia ederken, eleştirmenler girişimden doğabilecek belirsizlikleri ve hukuki dayanağı sorguladı. Bu tartışmalar aynı zamanda, davetin muhatabı olan Cumhurbaşkanı Rumen Radev'in yönetim performansı ve gelecekteki siyasi hedefleri hakkındaki kutuplaşmayı da gözler önüne serdi.
Sözde Barış Konseyi'nin başlatılması Bulgaristan'da pek çok kişiyi şaşırttı. Eski Dışişleri Bakanı Nadezhda Neynski, NOVA NEWS'e yorum yaparak Bulgaristan'ın katılımının onay gerektiren uluslararası bir anlaşmayı mı yoksa yalnızca ABD yürütme organının tek taraflı bir kararını mı temsil ettiğini sorguladı. Siyaset bilimci Prof. Milena Stefanova, Donald Trump'ın çoğu zaman alışılmadık yaklaşımı göz önüne alındığında, girişiminin ya önemli avantajlar sağlayabileceğini ya da sonuçsuz kalabileceğini öne sürdü. Cumhurbaşkanı Rumen Radev'e davetin tamamen kişisel bir sıfatla gönderilmiş olmasının pek mümkün olmadığını vurguladı.
Siyasi analist Slavi Vassilev ise daha iyimser bir görüş benimseyerek Bulgaristan'ın Barış Konseyi'ne katılmanın fayda sağladığını savundu. Hareketin ülkenin dış politikadaki bağımsızlığını vurguladığını ve diğer devletlerin katılımına rağmen belirli bir jeopolitik bloğa doğru bir değişime işaret etmediğini söyledi. Kendisi, Bulgaristan'ın tarihsel olarak Orta Doğu meselelerinde güçlü konumunu koruduğunu ve Konsey'in bir parçası olmanın ulusal çıkarlarla uyumlu olduğunu belirtti.
Stefanova, potansiyel risk ve faydaların büyük olasılıkla değerlendirildiğini ancak halka bunları sindirmeleri için yeterli zaman verilmemiş olabileceğini belirtti. Kararın muhtemelen dezavantajlardan daha fazla avantaj sağlayacağı sonucuna vardı. Vassilev de aynı fikirde olup, Bulgaristan'ın artık Trump ile doğrudan bir iletişim hattına sahip olduğunu ve bunun çeşitli dış politika sorunlarına çözüm bulmayı kolaylaştırabileceğini ekledi.
Tartışmada Radev'in siyasi hedeflerine de değinildi. Vassilev cumhurbaşkanına desteğini ifade ederek, kurulduğunda Radev'in partisine katılmayı planladığını söyledi. Kendisi, Radev'in Bulgaristan'ı mevcut durgunluktan çıkarabilecek bir siyasi lider olarak ortaya çıkabileceğine olan güvenini dile getirdi. Vassilev, Radev'in seçimlere mevcut bir parti aracılığıyla mı yoksa yeni bir oluşum aracılığıyla mı katılacağına ilişkin soruları küçümseyerek, odak noktasının girişimde yer alan mesajlar ve kişiler olması gerektiğini vurguladı.
Ancak Stefanova, Vassilev'i bir analistten çok partizanmış gibi konuştuğu için eleştirdi. Kendisi, dokuz yıldır görevde olmasına rağmen Radev'in organize suça karşı somut bir eylem sergilemediğini ve çoğunlukla popülist retoriğe bel bağladığını savundu. Vassilev buna karşı çıktı ve vatandaşların oy verdiklerinde eninde sonunda Radev'in sicilini değerlendireceklerini ileri sürerek seçmenlerin başkanın etkililiği konusunda karar verici olmaya devam ettiğini ima etti.









